Sohbet, Bedava sohbet, Sohbet odalari, Chat, Canli Sohbet, cet, siber alem sohbet,sohbetci, alemsohbet, yazgulu.com, sohbetim, muhabbet, islami sohbet

     Nickinizi yazip sohbete baslayin 
 
 
sohbet



Gözlerini açmak için büyük mücadele etmesine rağmen henüz gözlerini açamıyordu. Nerede olduğunu ve kendini görmek istiyordu. Vücudu yeni şekillenmiş, artık bir bebeğe benzemeye başlamıştı. O dünyaya gelmeye hazırlanan, annesinin karnında mutlu mesut büyüyen bir cenindi. Kızdı ve isminin ne olacağını çok merak ediyordu. Arada bir ellerini hareket ettiriyor, bacaklarıyla neler yapabileceğini hesap etmeye çalışıyordu. En çok içinde bulunduğu yeri merak ediyordu. Kimi zaman sesler duyuyor, kulak kabartıp bu anlamadığı seslerin ne olduğunu dinliyordu. Acaba nasıl bir yerdeydi, ah gözlerini bir açabilseydi görebilecekti.

Yavaş yavaş sıkılmaya başlıyordu bulunduğu yerden. Henüz ismi koyulmamış minik kız bebeği bir an önce dışarı çıkmak istiyordu. O seslerin sahibini, annesini görmek istiyordu. Bazı zamanlar bulunduğu yerin üzerinde gezen birşey farkediyordu. Herhalde annesinin eli olmalıydı. Onu farkettiği anda heyecanlanıyor, henüz yeni çalışmaya başlayan kalbi küt küt atıyordu. Farklı birşeyler hissediyordu, sanki bir tutku, sanki değişik duyguların karışımı vardı annesinde.. Ah annesini bir görebilseydi..

YavaÅŸ yavaÅŸ ilerlemeye baÅŸladı. Anlaşılan artık zamanı gelmiÅŸti. Sonunda son zamanlarda oldukça fazla sıkıcı olan bu mekandan kurtuluyordu. Sonunda annesine kavuÅŸabilecek, gözlerini açabilecek ve onu görebilecekti. Feryatlar eÅŸliÄŸinde bulunduÄŸu yerden biraz daha ilerledi. Sert iki el onu bacaklarından tutup hızlıca çekti. Annesi öylesine bağırıyordu ki, kulakları acıdı. Ne olduÄŸunu bile anlayamadan soÄŸuk bir alana çıkmıştı. Sıkıcı yerde onu saran sıcak su bile yoktu. Sert eller hızla poposuna vurup, onu salladılar. Halen gözlerini açamamıştı, sadece bağıran annesini ve sert elli bir kadını hissedebiliyordu. Daha fazla dayanamayıp aÄŸzını açarak oda ” Anne aÄŸlama.. Lütfen aÄŸlama.. ” diye bağırmaya baÅŸladı.

Üşümüş ve dinlenmiÅŸ bir halde kendine geldi. Kollarını ve ayaklarını oynatamıyordu. Anlayamadığı birÅŸeye onu sımsıkı sarmışlardı. Aniden iki el bulunduÄŸu yerden isimsiz miniÄŸi aldı ve kucağına yerleÅŸtirdi. YüreÄŸi yine küt küt atmaya baÅŸlamıştı. Bir zamanlar sadece hissedebildiÄŸi o sevgi dolu, tutkulu eller onu alıp yumuÅŸacık bir yere yerleÅŸtirmiÅŸti. Kendini alan kiÅŸinin annesi olduÄŸunu çok iyi biliyordu. Annesini mutlaka görmeliydi.. Yavaşça gözkapaklarını kaldırmaya çalıştı. Koyu lacivert gözleri ufacık açılmıştı. Sislerin çekilmesinden sonra hayal meyal annesini gördü. YaÅŸlı gözlerle kendisine bakıyordu. “Acaba annem neden aÄŸlıyor ?” diye düşündü. Herhalde kendisinin geldiÄŸine çok sevinmiÅŸ olmalıydı. SoÄŸuk nedeniyle annesinin göğüslerine başını yasladı. Annesinin kalbide tıpkı onunki gibi hızlı hızlı atıyordu. ” Canım annem, biricik annem ” diyerek tekrar bağırmaya baÅŸladı. Annesi yavaÅŸ ve ÅŸefkat dolu hareketlerle minik bebeÄŸinin aÄŸzına göğsünü verdi. Sonra uyumasını bekledi..

Sırtına giren buzdan bıçaklarla uyandı isimsiz minik bebek. Üşüyor ve titriyordu. Fakat hala annesinin kollarındaydı. Başını annesinin göğsüne iyice yasladı. Annesi bu soğukta nereye yürüyordu acaba ? Bir beşikte sallanırcasına, annesinin kucağında ilerlemeye devam etti. Çok uykusu vardı, eğer soğuk canını yakmasaydı bu şefkat dolu sıcak kollarda hemen uyuyabilirdi. Asla burdan ayrılmayacağım diye düşündü. O büyüyüp, abla oluncaya kadar hep annesinin kucağında kalacaktı. Böylesine sevgi dolu sıcacık yerden kim ayrılırdı ki.. Öylesine seviyordu ki annesini, konuşmayı öğrendiğinde ilk onun adını söyleyecekti. Şimdiye kadar görmediğine göre, galiba zaten babası yoktu, yada onu merak etmemişti. Hiç önemli değil diye düşündü, bu sıcak kucağa sahip, gözüyaşlı annesi onun için yeterdi..

Annesi durdu. İsimsiz bebek gözlerini açıp etrafa baktı. Ama heryer karanlık olduÄŸundan hiç bir yeri göremedi. Neden durdu acaba annem diye düşünürken, yüzüne garip duygularla dansetmiÅŸ, ılık ve tuzlu bir damla düştü. Annesi, gözlerinden minik bebeÄŸin yanağına damlalar damlatıyordu. Neler olduÄŸunu anlayamıyordu, annesi neden aÄŸlıyordu? Gözlerini kapattı. Göğsüne bir kağıt parçası sıkıştırıldı. Yanaklarında annesinin dudaklarını hissetti. SoÄŸuktan çatlamış olmasına raÄŸmen, tutku ve sevgi kokan dudaklar, isimsiz minik kızın yanaklarından yumuÅŸakca öptü. Bu öpücüğü asla unutmayacaktı. YaÅŸadığı günlerde hissettiÄŸi en güzel duyguydu. İtinayla ve yavaşça yere bırakıldığını farkettti. ” Hayır , hayır anne bırakma beni kucağından ” diye haykırmaya baÅŸladı. Sıcacık ve sevgi dolu kucaktan, soÄŸuk ve sert mermet bir zemine koyulmuÅŸtu. Hala haykırıyordu. Annesinin kucağından inmek istemiyordu, üstelik çok üşüyordu. Annesi arkasını döndü, bir kaç adım attı. ” Anne, ne olur gitme, anneciÄŸim lütfen beni bırakma! ” diye son sesiyle tekrar haykırmaya baÅŸladı. Annesi durakladı. Geri döndü. İsimsiz bebek yavaşça sustu. Gelip tekrar kollarına almasını bekliyordu. Fakat annesi gelmedi, tekrar arkasına dönüp, feryatlar arasında hızlıca uzaklaÅŸarak, gecenin, soÄŸuÄŸun ve merhametsizliÄŸin karanlığında kayboldu..

Ne kadar aÄŸlayıp haykırdığını bilmiyordu. Tek hissettiÄŸi soÄŸuktu. İliklerine kadar üşüyor ve bir taraftanda belki gelir diye annesini çağırıyordu. Hareket etmeye çalıştı, belki kalkıp annesinin arkasından koÅŸmalıydı. Fakat kollarını ve ayaklarını sıkıca baÄŸlayan beyaz bezden dolayı hareket edemiyordu. Hareket etse bile koÅŸmayı bilmiyordu ki.. Ama annesi için hemen öğrenebilirdi belki ? SoÄŸuÄŸun etkisiyle ayaklarını hissetmemeye baÅŸladı. Çırpınmaya çalışan kollarıda yavaÅŸ yavaÅŸ kayboluyordu. ” Anneee.. ” diye tekrar haykırdı. ” AnneciÄŸim neden beni bırakıp gittin, anneciÄŸim yok oluyorum.. anneciÄŸim lütfen gel beni al.. ” haykırmaları boÅŸunaydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde haykırmalarına sadece sokak köpekleri yanıt veriyordu. Artık kollarınıda kaybetmiÅŸti. Ayaklarım, kollarım ve göğsüm neden kayboldu acaba diye düşündü. Annesizlikten olsa gerekti. Annesi onu bıraktığı için yavaÅŸ yavaÅŸ kayboluyordu. Yok olacağını, soÄŸuk çenesine ilerleyince farketti. Artık hiç birÅŸeyin anlamı kalmamıştı. DoÄŸru düzgün düşünemiyordu bile. Neden buraya bırakılmış, neden terkedilmiÅŸti ? Henüz ismi bile koyulmadan, ne günah iÅŸlemiÅŸti ki ölüm cezasına çarptırılmıştı ?..

İsimsiz minik kız bebeÄŸinin bırakıldığı cami avlusunda, sabah ezanları çınlamaya baÅŸladı. Bir bebeÄŸin annesine ” Geri dön anne ” haykırmalarının, ınga sesine dönüştüğü yürek parçalayıcı serenat, Allahu Ekber seslerine karıştı. Martılar, sokak köpekleri, hiçbiri bu sahneye dayanamamış, son sesleriyle aÄŸlıyorlardı. Minik bebek gözlerini kapattı. İki damla çıktı gözlerinden. Biri gözpınarının hemen yanında, diÄŸeri ise yanağında donmuÅŸtu. Gözlerini son kez kapattı. Bir daha görmek istemiyordu. Ezanla beraber, miniÄŸin seside kesildi. Bir mum alevi gibi yavaşça sönmüştü. O artık ruhları sıkan ve dünyanın sonunu hazırlayan siyah renkteki merhametsizliklere lanet eden, vicdansızlığa tutsak edilmiÅŸ bir melekti..


Bunlari Denediniz mi ?

You may be the one to comment first. Please leave your message below.