Sohbet, Bedava sohbet, Sohbet odalari, Chat, Canli Sohbet, cet, siber alem sohbet,sohbetci, alemsohbet, yazgulu.com, sohbetim, muhabbet, islami sohbet

     Nickinizi yazip sohbete baslayin 
 
 
sohbet


Archive for the ‘Hazır Sözler’ Category


Hep Sana

Sensizlikte baÅŸladım yeni bir güne… Bu nasıl bir ÅŸey biliyor musun? Bilemezsin…
Bilseydin,aynı acıyı sende yaÅŸatsaydın yaÅŸatır mıydın bana bunu…iki gün oldu senle aynı ÅŸehirde deÄŸiliz.ne kadar tuhaf deÄŸil mi? Aynı ÅŸehirde olup da seni görmediÄŸim halde sanki uzansam dokunacaktım sana ama burdan asla…
Gözlerim bir noktaya dalmış öyle; duraksadım bir an…karşımda hayalini hatırlıyor da ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum.
Geceyi seviyorum ya! ayrı bir güzelliği var karanlık çöktüğünde sanki bütün rezillikleri kapatıyor.
Offff! Gene yoksun yanımda… seni çok seviyorum ama yazık bunu sen bile bilmiyorsun. Ah sevdiÄŸim yanımda olup da bana sarılmanı nasıl isterdim. Ama olmadı olacak mı dersen, aslaaaaaa……
Üzülme ama sakın ağlama seni sonsuz bir aşkla seviyorum.
Üzülme seni hayalinle yaşatmaya devam ediyorum,
Ne kadar sürer bende bilmiyorum!!!

Balkondayım şimdi,ya sen nerdesin? Bildiğim bir yerde mi?
Belki de sen de gittin benden sonra baÅŸka bir ÅŸehre kim bilir?

Burayı seviyorum. Denizin dalgasını dinliyor ve kötü değil hep iyi yönünle seni düşünüyorum. Hatalarını hatırlamıyorum,ihanetini unutuyorum.

Evde de kimse yok(!) resmini aldım karşıma, biraz denizi dinliyor, biraz seni seyrediyorum. Neler neler yaşıyorum. Kendimi dinliyorum da çok kızıyorum kendime…. Sonra elime kalemi alıp yazıyorum…

ben senden uzaktayım sevgili,
çok özledim sıcak tenini,
bir gün dönecek misin geri,
yoksa ben mi gelip alayım seni,
sevgili;
sen benim yüreğimsin,
ama sen hiç düşünmez bırakıp gidersin,
seni asla affetmeyeceÄŸim bilirsin….
of ne zordu bu aÅŸk(!)
seni sevmediÄŸimi zannedip gidiyorsun,
aşk değil bu bir sürgün,kaçak
sakın arkaya dönme,
sakın sakın,
çünkü o an anlayacaksın
sana olan sevgimi,
seni seviyorum….


Geride Kalanlar

Senden arda kalan yıkıntılar arasındayım… Yar gitti arkasına bakmadı, aÄŸlamaklıyım! Be günle yaÅŸamıştık, neler paylaÅŸmıştık, bu kadar kolay mıydı sevgili terketmek!

Ah sevgili(!)

Sen benim her ÅŸeyimdin, benim sevdiÄŸimdin, çok severdin hani, nasıl da gittin. Öksüz çocuklar gibi beni nasıl da sensizliÄŸe mahkum ettin ya da kim bilir, belki de bırakmak zorunda kaldın. El ele tutuÅŸup, hiç ayrılamayacağımızı terkedirdik, ayrılacağımızı bilircesine, her gittiÄŸimiz yerde ÅŸarkımızı söylerdik….. Biz seninle hep gülerdik, aÄŸlamayı beceremedik! ben ne kendimi sensiz düşünebilirim, ne de seni bensiz…
Olmaz olamaz. O zaman güneÅŸ doÄŸar mı gökyüzüne, aynı güzellikle, ya çiçekler açar mı, hayat devam ediyor dercesine…
sende yapamazsın bensiz. gel bekliyorum.seni çok seviyorum…


mutluluk

yıllar geçiyordu zamansa bir suya benziyor akıp gidiyor.Ah bir çocuk olsam diye o horozlu şekeri emebilsem diye ama çocuklukda gençlik de geçecek elbet ne yaparsın arkadaş.Önemli tek bir şey geride bırakırsın o da mutluluğun olur.mutsuzluğa düşersen başını yukarıya kaldır oradaki yıldız sana umut huzur verecektir.Arkadaş


meleklerin sözü var

onunla yaÅŸadıklarımı nasıl anlatsam bilmem…o babam tarafından akrabamız olurdu.aylarca birbirimize açılmak için çırpındık.ama bir gün sonunda bulduk birbirimizi.ona bakarken içim titrerdi.aÄŸlamak isterdim zamansız.her cumartesi buluÅŸurduk.birlikteliÄŸimizden yaklaşık iki ay sonra bana evlenme teklif etti.artık anneme birÅŸeyler söylemeliydim.zaten annamde fark etmiÅŸti bazı ÅŸeyleri.önce sevindi ama abama söylediÄŸimizde babamın tepkisi karşısında onunda düşünceleri deÄŸiÅŸti.artık herkes karşıydı bana.aÅŸkımıza,sevgimize…annem hasta olduÄŸu için onun ölümüne sebep olup,hayat boyu vicdan azabı çekmek istemedim.babamın tehditlerine daha fazla boyun eÄŸmek zorunda kaldım.bütün bunların nedeni onun maddi ve sosyal durumuydu.ama ikimizde öylesine kör olmuÅŸtuk ki…aÅŸk bizi sarhoÅŸ etmiÅŸti adeta.ne yapmalıydım.bunu onada söylemeliydim ama nasıllllll!!!!!!!!!çıldırmamak içten deÄŸildi.kafamın içinde türlü sorular vardı.akÅŸam biz herÅŸeyi konuÅŸtuktan sonra annem ve babamla herÅŸeyden habersiz beni aradı.”iÅŸten çıktım aÅŸkım,eve gidiyorum.birde sesini duyayım dedim”dedi.aÄŸladığımı çok sonra fark etti.anlamıştı bir terslik olduÄŸunu.telefonu kapattık ikimizde.”yarın buluÅŸalım mı seni görmeden yapmam”dedim.ertesi gün iÅŸe gitmesi gerektiÄŸini ve kesinlikle gelemeyeceÄŸini söyledi.ve bana “daha fazla uzatma,ayrılacaksan ayrıl”diye bir msj.ve beni yıkan msj….deli divane oldum.yaÅŸadıklarımız aklıma geldikçe kendime en çok zarar verecek ÅŸeyler gözümün önünden geçti.ve AYRILDIK……….hayat bitmiÅŸti benim için.ayrıldıktan sonra hiç aramadı,sormadı.kendimi onu düşünmekten alamıyordum.sonra boÅŸvermeye baÅŸladım ama o kadar kolay deÄŸildi.ayrılmamızın üzerinden 5 ay geçmesine raÄŸmen acısı daha taptaze,dün gibi yaÅŸanan herÅŸey.aÅŸkım,hani meleklerin sözü vardı,unuttunmu ÅŸarkımızı,unuttunmu eski günlerimizi.????beni ilk öpüşünü,ilk sarılışını……….maçkadaki seseriliklerimizi….aynı gökyüzünü paylaşıpta yanında olamamakkahrediyor beni.sensiz uyandığım her sabaha lanet ediyorum.yaÅŸamak önemsiz artık,nefes almak gereksiz.senyoksan herÅŸey eksik.hayat boÅŸ…..sana dön diyemem istesekte artık olmaz biliyoruz bu kahreden gerçeÄŸi ikimizde…..ama yüzüne bakmayı,sesini duymayı,gözlerinde kaybolmayı öyle özledimki….umarım iyisindir.umarım mutlusundur bensiz.hani ÅŸu mavili turunculu beyazlı kazağın varya eÄŸerbir gün kız tavlamaya karar verirsen o kazak sana çok yakışaıyor onu giyin.ve hep glümse çünkü sana gülmek yakışıyor.seni hep seveceÄŸim.beni unutma…..


İhtiyar Çöpçü

İhtiyarlığa adım atalı çok olmuÅŸtu. Gözleri dalgalara takılmış halde, iyi kötü yönleriyle geçmiÅŸi düşünüyordu. İnsanlığa karşı pek güveni kalmamıştı. İyilik yaptıkça nankörlük gördüğünü düşünüyordu. ÇoÄŸu kiÅŸinin kendisine \”enayi\” gözüyle baktığını da biliyordu. Fakat karşılıksız iyilik yapmaktan vazgeçmiyordu. Çünkü kendisini hayata baÄŸlayan çok az deÄŸerden birisi de, kendisine olan saygısıydı.

Onu da kaybederse , herşeyini kaybetmiş olacağını düşünüyordu.

İhtiyar adam kayalıkların üzerinden yavaşça doğruldu, denizin kenarına atılmış kırık içki şişesi gözüne takılmıştı. İçki içmezdi ama görüp de almazsa ve bu kırık şişe birine zarar verirse vicdan azabı duyacağını düşündü. Onun şişeyi yerden aldığını gören biri kız, biri erkek iki genç gülüştü.

Erkek ;

\”- Çöpçü herhalde. \” dedi.

İhtiyar adam herkesi hoş görmeye çalışırdı, özellikle gençleri ama yine de gencin, kendisi hakkında arkadaşıyla şakalaşırken biraz sesini alçaltmamasına, kendisinin duymaması için gayret etmemesine canı sıkılmıştı.

İhtiyar kırık camları atmış dönerken, gençlerin az önce kendisinin oturduğu kayalarda, azgın dalgalara karşı şakalaştığını, birbirini itekler gibi yaptığını gördü. Biraz daha uzakta bir kayaya gidecekti ki, birinin denize düşme sesi ve çığlığı kulaklarında çınladı. Kız düşmüştü, .

Sportif yapılı gencin hemen atlayıp kızı kurtarmasını bekledi. Fakat kayadan kayaya telaşla koşan genç atlamaya cesaret edemiyordu. Genç ne yapacağını bilemez halde dalgaların uzaklaştırdığı kız arkadaşına bakıyor, bağırıyordu. Sağa sola deli gibi koştururken, hemen yanından birinin denize atladığını duydu, bu az önce dalga geçtiği ihtiyar adamdı.

İhtiyar adam dalgaların tüm zorluğuna rağmen, güçlü kulaçlarla kıza yetişti, saçlarından yakaladı kayalara doğru çekti. Kayalara yaklaştığında kıyıdaki genç, kızı yakalayıp önce yukarı, sonra sahile çekti.

İhtiyar adamı o anda unutmuştu bile. Birden aklına gelip denize doğru baktığında ihtiyar adamın hala çıkamadığını gördü. İhtiyar kollarında derman kalmamış halde, kendisini kıyıdan koparmaya çalışan dalgalara kendini bıraktı. Genç çılgına döndü, sevdiği kızı kurtaran , az önce dalga geçtiği ihtiyar gidiyordu. Kısa zamanda büyük şeyler olmuştu hayatında. Hayatta en çok sevdiği kişiyi kurtaramamış, başkası kurtarmıştı ve o da şimdi kendisinden özür bile dileyemeden, boynuna tüm utançları takarak sonsuza dek gidiyordu.

Kendine tam gelememiş kız , gencin sulara atlayışına baktı bağırdı ama nafile. Oysa arkadaşının kendisi kadar bile yüzemediğini iyi biliyordu. Genç erkek tüm çabasına rağmen ihtiyara yaklaşamamıştı bile , dalgaların üzerinde boğulan değil, sanki dinlenen biri gibi duran ihtiyar da sanki gülümsüyor gibiydi. Genç bir anda ihtiyardan daha çok kıyıdan uzaklaştığını farketti. Bitiyordu herşey.

\”GerçekmiÅŸ demek ki \” diye düşündü, hayatı, arkadaÅŸları , sevdikleri hızlıca gözlerinin önünden geçiyor gibiydi. İnsan ölüme yaklaşınca böyle oluyormuÅŸ. Su yutuyordu ama mücadeleyi bırakmıştı.

****************

Birden beklenmedik birşey oldu; genç adam kolunun kuvvetlice yakalandığını hissetti, önce köpekbalığı aklına gelip telaşla çekmek istedi ama hemen yanında ihtiyar adamı farketti.

İhtiyar adam önce kolundan yakalamış, sonra yakasından tutup, onu bir bebek gibi çekmeye başlamıştı. Göz açıp kapayana kadar kıyıya gelmişlerdi. İhtiyar adam, genci kızın yanına kadar atmış, nefesleniyordu. Gençlere gülümsedi ;

\”- Siz de, ben de bu gün güzel dersler aldık. Ben kendi adıma çok mutlu oldum. Siz kimseyi küçümsememeyi öğrendiniz. Ben de bu küçük dalgalarda sizi deneyerek, insanlığın ölmediÄŸini gördüm. Delikanlı beni kurtarmaya gelmen, beni ne kadar mutlu etti sana anlatamam. Fakat ben daha bu dalgalara yenilecek kadar kocamadım\”

İhtiyar kıyıda kendilerini toparlamaya çalışan gençlerin birşey söylemesine fırsat vermedi;

\”-Hoşçakalın !. . . \” deyip yürüdü.

Gençler peşinden koşamadıkları ihtiyara şaşkınlıkla, içlerinde bir buruk sevinçle bakakaldılar.

Yazar: Ahmet Ünal ÇAM


Bir Kalpte BeÅŸ Sevgi

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali (k.v.)’ye bir gün ÅŸu suali sormuÅŸlar:

- “Ya Ali! Allah’ı sever misin?”

- “Åžuphesiz Ya Resullallah!”

- “Beni sever misin?”

- “Severim.”

- “Fatıma’yı sever misin?”

- “Severim.”

- “Hasan ve Hüseyin’i sever misin?”

- “Severim.”

- “Kalp bir ; muhabbet beÅŸ… Bu beÅŸ muhabbeti bir kalbe nasıl sığdırıyorsun?” sualine karşı Hz. Ali cevap veremediler. Sonra bu meseleyi zevce-i muhteremeleri Hz. Fatımatu’z Zehra (r. anha)’ya açtıklarında Fatıma Validemiz cevaben,

- “Cihetler ayrıdır ; Allah’ı sevmek akıldan, Peygamberi sevmek imandan, evladı sevmek tabiattan, zevceyi sevmek muhabbettendir.”

Hz. Ali (k.v.) bu doÄŸru cevabı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e arz ettiklerinde Resul-u Ekrem Efendimiz (s.a.v.) bu cevabın kendisinden olmadığını iÅŸareten,

“Bu meyve (cevap) ancak bir nübüvvet aÄŸacındandır” buyurdular.