Sohbet, Bedava sohbet, Sohbet odalari, Chat, Canli Sohbet, cet, siber alem sohbet,sohbetci, alemsohbet, yazgulu.com, sohbetim, muhabbet, islami sohbet

     Nickinizi yazip sohbete baslayin 
 
 
sohbet



Sandalyesi devrildi, boğazı acımıştı..

Keşke tekrar çocuk olabilseydi. Keşke tekrar komşusunun kızı ile lunaparka ilk kim gidecek yarışması yapabilse, lunaparka girer girmez salıncağa doğru son sürat koşabilseydi. Hızlı hızlı nefes alıp vermelerin ardından, yan yana salıncaklara binip sallansalardı. Boşlukta sallanma duygusu şu andaki gibi değildi. Çok güzel ve çok anlamlıydı. Kendini geriye doğru çeker, ayaklarını uzatarak gökyüzüne doğru çıkardı. Ayaklarını salladıkça hızlanır, hızlandıkça içinde birşeyler kayıp giderdi. Sanki biraz daha hızlansa salıncakla beraber gökyüzüne kadar çıkacak, kuşlara eşlik edip onlarla beraber uçabilecekti. Belleri ağrıyıncaya dek salıncakta sallanır, ardındanda arkadaşı ile beraber yakınlarındaki göle girmek için yine yarış yaparlardı. Ah salıncak ne güzeldi.. Ayaklarını salladı..

Hızlı delikanlılığını hayal etti. Karanlıktan korkmaz, korktuÄŸu herÅŸeyin aksine üstüne üstüne giderdi. Onu kimse yıldıramaz, kimse gözünü korkutamazdı. Bileklerinin çelikten yapıldığını hayal eder, kavgaya girmekten çekinmezdi. Gözükaraydı, bu yüzden çok dayak yemiÅŸ ama hiç birinden de piÅŸman olmamıştı. Mahalleli zaman zaman onu görünce yolunu deÄŸiÅŸtirir bile olmuÅŸtu. Sonraları girdiÄŸi iÅŸlerden teker teker kovulmuÅŸ, artık serseri sınıfına girdiÄŸini farkedince iÅŸ iÅŸten çoktan geçmiÅŸti. O bu dünyanın saçma sapan kurallarını kabul etmiyordu. Sabah kalkmak, iÅŸe gitmek, eve dönüp ailesiyle zaman geçirmek ona saçma geliyordu. Hayata bir defa geliyordu, çoluk çocukla vaktini harcamamalıydı. AkÅŸamları arkadaÅŸları ile gezer, gece olunca tek başına sokaklara çıkardı. Herkesin uyuduÄŸu saatlere kadar dolaşır, ardından lunaparka giderdi. KuÅŸkulu gözlerle etrafına bakar, kimsenin görmediÄŸinden emin olunca hemen salıncaÄŸa biner ve sallanmaya baÅŸlardı. Bazen bir yıldızı gökyüzünden tutup, cebine atacakmışcasına hızlanır ve saatlerce sallanırdı. Ayaklarını tekrar salladı…

O günü anımsadı. Yer yer bulutluydu anıları. Nasıl olmuÅŸtu, herÅŸey nasıl çabuk geliÅŸmiÅŸti anlayamamıştı. Babası, son kavgasında komÅŸularının burnunu kırdığını duyunca onu evden kovmuÅŸtu. ” Sen iÅŸe yaramazsın, sen benim evladım olamazsın! ” demiÅŸ ve yol göstermiÅŸti. Onun evladı nasıl olabilirdi ki zaten? Bir defa kucağına alıp sevmiÅŸ miydi ki, ÅŸimdi sen benim oÄŸlum olamazsın diyordu? Hatta çocukken çoÄŸu zaman, ailesinin onu yetimhaneden yada bir cami avlusundan evlat edindiÄŸini düşünürdü. Yoksa insan kendi çocuÄŸuna bu kadar soÄŸuk davranamazdı. Kıyamazdı..

Bu düşünceler içinde yürürken, bir anda biriyle çarpışmıştı. Çarptığı bir yanında eÅŸi olan bir kadındı ve yere düşmüştü. Kadının burnu kanıyordu. Åžok olmuÅŸtu. EÄŸilip yardım etmek istedi ama edemedi. Öylece bakakaldı. Durmadan ardı ardına ” BirÅŸeyiniz varmı ” diyordu. Kadının kocası paniklemiÅŸ, karısını kaldırmaya çalışıyordu. Sayıklamaları adamın bağırmasıyla son buldu. ” Önüne bakmıyor musun yürürken? Ne biçim yürüyorsun lan sen! ” İsteyerek yapmamıştı ki, neden bağırıyordu bu adam ona. SinirlenmiÅŸti. ” Bilerek çarpmadım, karını kaldır al voltanı! ” diye bağırdı. Sözlerinin hemen ardındanda burnuna bir yumruk yedi. Burnunun acısıyla gözleri karardı. Cebindeki sustalısını çıkardı. Seri hareketlerle adamın sırtına sokup çıkarmaya baÅŸladı. Gözleri yerlere dökülen kanları bile görmüyordu. Heryer siyah beyazdı sanki. Fakat bu adam ona sebebsiz yere vurmuÅŸtu, sinirlendirmiÅŸti. Arkasından gelen feryatlar kulağını acıttı. Döndüğünde, burnu kanayan kadın tırnaklarıyla yüzünü gözünü çiziyor, bir taraftanda ” Caniii! ” diye bağırıyordu. Her yeri titriyordu, kadını itelemeye çalışıyor, fakat kadın geri gelip tüm gücüyle tekrar ona saldırıyordu. Yüzü kan içinde kalmış, yer yer sızlıyordu. Bıçağını geriye doÄŸru çekip, hızla kadının karnına sapladı. Sokak çığlıklarla inledi. Bıçağını çıkarıp tekrar sapladığında, kadın üzerine yığılmıştı.

Kadınla birlikte yere yığıldı. HerÅŸey otuz saniye içerisinde olup bitmiÅŸti. İki insanın canına kıymış, onları hayattan men etmiÅŸti. Başından aÅŸağı kaynar sular boÅŸaldı. Nasıl yaptığını, nasıl olduÄŸunu bile anlayamamıştı. Elleri hala titriyordu ve bıçağıda elinden bırakamamıştı. Başı zonkluyordu, iki insan öldürmüştü. Bu kavga etmeye yada baÅŸka birÅŸeye benzemiyordu. YüreÄŸi alev alev yanarken gözleri kadına çarptı. Gözbebekleri büyüdü. ” Hayır hayır ” diyerek gözlerini sımsıkı kapattı. Gözlerini açmak istemiyor ve kadının karnında ki ÅŸiÅŸliÄŸi görmek istemiyordu. Gözkapaklarını korkarak açtı, evet kadın hamileydi..

Kulakları çınlamaya baÅŸladı. HerÅŸey bulanıklaÅŸtı. Zaman yavaÅŸladı, yavaÅŸladı ve durdu. İki kiÅŸiyi öldürmenin verdiÄŸi buz gibi soÄŸuÄŸun etkisini henüz üzerinden atamamışken daha büyük bir facia yaptığını anlamıştı. Etraftan gelen uÄŸultuların arasında bir bebeÄŸin aÄŸlamasını duyuyordu. Sanki kadının karnından çığlıklar geliyordu. ” Amca neden!.. ” BoÄŸazı kurumuÅŸtu, hızla etraflarınında toplanan kalabalığa, aptal aptal bakıyordu. O bir bebeÄŸi de öldürmüştü. Henüz doÄŸmamış bir yavrunun, salıncakta sallanma hakkını elinden almıştı. Hiç doÄŸmayacak, hiç büyüyemeyecek, hiç parka kadar yarış yapamayacak ve asla salıncakta sallanamayacaktı. Åžuursuzca kanlı ellerini yüzüne götürdü. Yüzünü kapattı, kimse görmemeliydi bu büyük utancını. ” Hayııır ” diye bir feryat kopardı. Ama sesi çıkmıyordu. Tekrar bağırdı, hayır hiç kimse duymuyordu. Ellerini yüzünden çekti ve belirsiz hareketlerle gökyüzüne baktı. Gökyüzü bile kana bulanmıştı. Bir kaç kuÅŸ uçuyordu. Kanatlarının her hareketini takip edebiliyordu. Öylesine yavaÅŸ uçuyorlardı ki, sanki hayatı yavaÅŸ çekimden yaÅŸamaya baÅŸlamıştı. DoÄŸmamış bir yavru ve mutluluklarının gelmesini dörtgözle bekleyen bir ailenin ortasındaydı. DiÅŸlerinin takırtıları arasından ” İstemeden oldu ” demek istedi. Fakat boÄŸazından sadece hırıltılar çıkıyordu. Başı dönüyor, halen kulağında ” Ben salıncakta sallanacaktım amca, neden!? ” çığlıkları çınlıyordu. YüreÄŸi kanadı, kanadı, kanlar gözlerinden akmaya baÅŸladı. Hıçkırıklar eÅŸliÄŸinde, kendini kana bulanmış asfalta bıraktı. Artık hiç birÅŸey hissetmiyordu. Zaten ondan sonrasınıda hatırlamıyordu..

Düşüncelerden sıyrıldı. Kalbi teklemeye baÅŸlamış, her saniye vücuduna sancılar saplanıyordu. Nefessiz kalmak o kadar kötüydü ki, gözlerini bile açamıyordu. YavaÅŸ yavaÅŸ hareketsiz kalıyordu. Ah tekrar keÅŸke çocuk olabilseydi ve bir ömür boyu salıncakta sallanabilseydi. Acıdan boÄŸazını artık hissetmiyordu. Son bir kez ayaklarını salladı ve hareketsiz kaldı. Birazdan daraÄŸacından indirilecekti ve bir daha asla salıncakta sallanamayacaktı, çünkü artık o bir cesetti…


Bunlari Denediniz mi ?

You may be the one to comment first. Please leave your message below.